Merhaba, ben Berfu.
Jewelarin; bir iş fikrinden çok önce, takıyla
kurduğum uzun bir bağın adı oldu.
Çocukluğumdan beri renkleri, dokuları ve
küçük detayları seven; küpesini takmadan evden çıkmayan o kız, yıllar sonra
anne olduktan sonra evinin bir odasında Jewelarin'i kurdu.
Kızım Larin henüz üç
aylıkken başlayan bu yolculuk; bugün kendi tasarımlarımı geliştirdiğim, her
ürününü özenle seçtiğim ve hala her aşamasında bizzat yer aldığım bir markaya
dönüştü.
Ben takıyı sadece bir aksesuar olarak
görmüyorum.
Jewelarin’in misyonu;
Bir takının bazen bir başlangıcı, bazen bir
anıyı, bazen de kendimize yeniden iyi hissettiğimiz bir günü hatırlatması...
İşte bu yüzden Jewelarin'e gelen her parçanın, onu takan kişinin hikayesiyle
tamamlandığına inanıyorum.
Çünkü bizim sloganımızın da söylediği gibi:
"Bir hikayeyle gelir,
seninkiyle çoğalır."
Eğer bu markanın nasıl doğduğunu,
Kapalıçarşı'dan başlayan yolculuğu, Larin'in büyürken Jewelarin'in de nasıl
büyüdüğünü ve bu satırların arkasındaki gerçek hikayeyi merak ediyorsanız, sizi
hikayemin tamamını okumaya davet ediyorum.
Jewelarin’in vizyonu;
O satırlarda kendinizden bir parça bulmanız ve sizin de hikayenize dahil olmak.